Ulusal Eğitim Derneği, İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Tiyatro Ege tarafından düzenlenen söyleşide, kadınların 1828 yılında İzmir'de ekmek fiyatlarına karşı gerçekleştirdiği protestolar ele alındı.

Kadınların örgütlenmesi ve dayanışması üzerinden aktarılan olayda, fiyat artışının geri çekilmesi öne çıkarıldı. Buna karşılık, etkinliğe ilişkin paylaşılan konuşmalarda zammın hangi ekonomik şartlarda yapıldığına ve üreticinin durumuna yer verilmedi. Böylece ekmek meselesinin tüketici tarafı anlatılırken fırıncı tarafı eksik bırakıldı.

Zammı geri aldırmak anlatıldı, maliyeti kimin karşılayacağı konuşulmadı

İzmir Kent Konseyi Homeros Salonu'ndaki etkinliği Ulusal Eğitim Derneği Genel Başkanı Osman Gazi Oktay yönetti. Söyleşiye Prof. Dr. Mehmet Emin Elmacı ve Türk Metal Sendikası İzmir şubeleri kadın kolları temsilcisi Emine Kanlı katıldı.

Elmacı, kadınların Rum ve Ermeni emekçi kadınları da yanlarına alarak üç gün protesto gerçekleştirdiğini, eylemler sonucunda Vali Hasan Paşa'ya zammı geri aldırdıklarını anlattı.

Ancak aktarılan içerikte temel sorular karşılık bulmadı: Ekmeğin fiyatı neden artırılmıştı? Unun ve diğer girdilerin maliyeti neydi? Fiyatın düşürülmesinin üretime etkisi nasıl karşılanmıştı? Bu soruların yanıtı olmadan yapılan değerlendirme, ekonomik tablonun tamamını ortaya koymuyor.

Fırıncının emeği de savunulmayı hak ediyor

Kadın emeğinin ve emekçi dayanışmasının vurgulandığı bir toplantıda, ekmeği üretenlerin emeğinin de hesaba katılması gerekiyor. Fırıncının çalışması, ödediği ücretler ve üstlendiği üretim giderleri, ekmek fiyatı tartışmasının dışında bırakılamaz.

Vatandaşın uygun fiyatlı ekmek istemesi anlaşılır bir talep. Ancak bu talebin karşılığı, üreticinin giderlerini yok saymak olamaz. Fiyat düşürüldüğünde un, maya, enerji, işçilik ve kira giderleri kendiliğinden ortadan kalkmıyor.

Ucuz ekmeğin faturası esnafa kesilemez

Tarihsel bir protestodan bugüne mesaj çıkarılacaksa, üretimin devamlılığı da aynı açıklıkla konuşulmalı. Maliyeti karşılamayan satış fiyatını savunmak, ucuz ekmeğin yükünü fırıncının sermayesine ve emeğine bırakmak anlamına gelir.

Ekmeğin erişilebilir olması isteniyorsa, üretim giderlerinin nasıl düşürüleceği ve tüketicinin alım gücünün nasıl korunacağı tartışılmalı. Fırıncıyı zararına üretime mahkûm eden bir yaklaşım, kalıcı çözüm sunmaz.

Tek taraflı ekmek tartışması çözüm getirmez

Söyleşide kadınların toplumsal mücadelelere katılımı ve örgütlenmesinin önemi vurgulandı. Ancak ekmek üzerinden kurulan anlatının adil olabilmesi için üreticinin koşullarının da görünür olması gerekiyor.

Zammın geri alınmasını alkışlamak kolay; aynı ekmeğin ertesi gün hangi maliyetle üretileceğine cevap vermek ise sorumluluk gerektiriyor. Fırıncının hesabını dışarıda bırakan bir ekmek tartışması, meselenin en temel sorusunu açıkta bırakıyor: Üretici ayakta kalamazsa ekmeği kim üretecek?